english stringlengths 2 1.48k | non_english stringlengths 1 1.45k | language stringclasses 49
values |
|---|---|---|
I presume that you'll do that tomorrow. | Sanırım bunu yarın yapacaktın. | en-tr |
I presume you'll do that tomorrow. | Sanırım bunu yarın yapacaktın. | en-tr |
You'll do that tomorrow, I presume. | Sanırım bunu yarın yapacaktın. | en-tr |
We hope to see you back in Boston again soon. | Seni en kısa sürede tekrar Boston'da görmemiz dileğiyle. | en-tr |
After Tom graduated from high school, he went to Australia. | Tom liseyi bitirince Avustralya'ya gitti. | en-tr |
You told me that you were in Australia last summer. | Bana geçen yaz Avustralya'da olduğunu söylemiştin. | en-tr |
I have a sinus infection. | Sinüzit olmuşum. | en-tr |
Tom said that he was in Australia now. | Tom, o an Avustralya'da olduğunu söyledi. | en-tr |
Tom said he wasn't from Australia. | Tom Avustralyalı olmadığını söyledi. | en-tr |
Tom said that he wasn't from Australia. | Tom Avustralyalı olmadığını söyledi. | en-tr |
Tom said he won't be in Australia next week. | Tom gelecek hafta Avustralya'da olmayacağını söyledi. | en-tr |
Tom said that he won't be in Australia next week. | Tom gelecek hafta Avustralya'da olmayacağını söyledi. | en-tr |
Tom says he doesn't like Australia. | Tom Avustralya'yı sevmediğini söylüyor. | en-tr |
Tom stayed in Australia a few weeks. | Tom Avustralya'da birkaç hafta kaldı. | en-tr |
Tom should come to Australia. | Tom Avustralya'ya gelmeli. | en-tr |
Tom said he didn't like Australia. | Tom Avustralya'yı sevmediğini söyledi. | en-tr |
Tom said that he didn't like Australia. | Tom Avustralya'yı sevmediğini söyledi. | en-tr |
Tom said that he's always lived in Australia. | Tom hep Avustralya'da yaşadığını söyledi. | en-tr |
No matter what they tell me, I still plan to go to Australia next week. | Ne derlerse desinler halen haftaya Avusturalya'ya gitmeyi planlıyorum. | en-tr |
Tom remained in Australia until 2013. | Tom 2013'e kadar Avustralya'da kaldı. | en-tr |
Tom returned to Australia on Monday. | Tom pazartesi günü Avustralya'ya döndü. | en-tr |
Let's not go to Australia. | Avustralya'ya gitmeyelim. | en-tr |
Tom never should've come to Australia. | Tom Avustralya'ya hiç gelmemeliydi. | en-tr |
Sami was on a bus. | Sami otobüsteydi. | en-tr |
Sami looks like Mike Tyson. | Sami, Mike Tyson'a benziyor. | en-tr |
Sami didn't hear me. | Sami beni duymadı. | en-tr |
Sami put the mask on. | Sami maskeyi taktı. | en-tr |
Sami isn't my friend. | Самі мені не друг. | en-uk |
Sami didn't press the button. | Sami düğmeye basmadı. | en-tr |
Sami started following Layla. | Sami, Leyla'yı izlemeye başladı. | en-tr |
My name is Lanlan, I'm Chinese. | Benim adım Lanlan, ben Çinliyim. | en-tr |
Do you have siblings? | 您有兄弟姐妹吗? | en-zh |
Sami didn't sign a contract. | Sami sözleşme imzalamadı. | en-tr |
I've heard taxis are expensive in Australia. | Avustralya'da taksilerin pahalı olduğunu duydum. | en-tr |
I've heard that taxis are expensive in Australia. | Avustralya'da taksilerin pahalı olduğunu duydum. | en-tr |
I've decided that I won't go to Australia this year. | Bu sene Avustralya'ya gitmeyeceğime karar verdim. | en-tr |
I've been to Australia twice. | Avustralya'ya iki kere gittim. | en-tr |
Tom might possibly have a house in Australia. | Belki Tom'un Avustralya'da bir evi olabilir. | en-tr |
Tom might possibly have stayed in Australia. | Tom muhtemelen Avustralya'da kalmış olabilir. | en-tr |
I've been in Australia for less than a month. | Bir aydan daha az bir süredir Avustralya'da bulundum. | en-tr |
Tom might go to Australia to look for a job. | Tom bir iş aramak için Avustralya'ya gidebilir. | en-tr |
Tom ought to stay in Australia for a while. | Tom bir süre Avustralya’da kalmalı. | en-tr |
Tom ought to spend the summer in Australia. | Tom, yazı Avustralya'da geçirmelidir. | en-tr |
I've got to go back to Australia next month. | Gelecek ay Avustralya'ya dönmeliyim. | en-tr |
Tom might be coming to Australia next week. | Tom gelecek hafta Avustralya'ya geliyor olabilir. | en-tr |
Tom moved back to Australia with his kids. | Tom çocuklarıyla birlikte Avustralya'ya geri taşındı. | en-tr |
Tom might've been in Australia last month. | Tom geçen ay Avustralya'da olabilirdi. | en-tr |
Tom may not be going to Australia with us. | Tom, bizimle Avustralya'ya gitmeyebilir. | en-tr |
Is Australia an interesting place to live? | Avustralya yaşamak için ilginç bir yer mi? | en-tr |
Tom may have been in Australia last month. | Tom geçen ay Avustralya'da olabilir. | en-tr |
Tom has never actually lived in Australia. | Tom aslında Avustralya'da hiç yaşamamış. | en-tr |
Tom plans on leaving Australia next year. | Tom gelecek yıl Avustralya'yı terk etmeyi planlıyor. | en-tr |
I'm surprised you moved back to Australia. | Avustralya'ya geri döndüğüne şaşırdım. | en-tr |
Tom moved to Australia in his late teens. | Tom geç gençliğinde Avustralya'ya taşındı. | en-tr |
Tom may be living in Australia next year. | Tom gelecek yıl Avustralya’da yaşıyor olabilir. | en-tr |
Tom might be lonely in Australia. | Tom Avustralya'da yalnız olabilir. | en-tr |
Tom ought to stay in Australia. | Tom Avustralya'da kalmalı. | en-tr |
Tom loved living in Australia. | Tom Avustralya'da yaşamayı seviyordu. | en-tr |
Life in Australia is good. | Avustralya'da hayat güzel. | en-tr |
I'm stuck in Australia. | Avustralya'da mahsur kaldım. | en-tr |
Tom lived with his uncle before he came to Australia. | Tom, Avustralya'ya gelmeden önce amcasıyla birlikte yaşıyordu. | en-tr |
Tom lived in Australia when he was in college. | Tom, üniversitede iken Avustralya'da yaşıyordu. | en-tr |
I'm stuck here in Australia. | Avustralya’da burada sıkışıp kaldım. | en-tr |
Tom lives on the other side of Australia. | Tom Avustralya'nın diğer tarafında yaşıyor. | en-tr |
I'm staying in Australia now. | şimdi Avustralya’da kalıyorum. | en-tr |
I'm supposed to be in Australia. | Avustralya'da olmam gerekiyor. | en-tr |
I'm supposed to be in Australia today. | Bugün Avustralya'da olmam gerekiyor. | en-tr |
I'm really happy to be back in Australia. | Avustralya'ya dönmekten gerçekten mutluyum. | en-tr |
I'm supposed to go to Australia next week. | Gelecek hafta Avustralya'ya gitmem gerekiyor. | en-tr |
I'm supposed to go to Australia in October. | Ekim ayında Avustralya'ya gitmem gerekiyor. | en-tr |
Tom lives in Australia, doesn't he? | Tom Avustralya'da yaşıyor, değil mi? | en-tr |
I'm supposed to be in Australia next Monday. | Gelecek pazartesi Avustralya’da olmam gerekiyor. | en-tr |
Tom lives by himself in Australia. | Tom, Avustralya'da kendi başına yaşıyor. | en-tr |
I'm supposed to go to Australia next week to attend a wedding. | Gelecek hafta, bir düğüne katılmak için Avustralya'ya gitmem gerekiyor. | en-tr |
Being second is to be the first of the ones who lose. | İkinci olmak, kaybedenlerin ilki olmaktır. | en-tr |
Tom lived in Australia when he was a child. | Tom çocukken Avustralya'da yaşadı. | en-tr |
I'm happy we came to Australia. | Avustralya'ya geldiğimiz için mutluyum. | en-tr |
I'm happy that we came to Australia. | Avustralya'ya geldiğimiz için mutluyum. | en-tr |
I'm glad I came to Australia. | Avustralya'ya geldiğime memnunum. | en-tr |
I'm glad that I came to Australia. | Avustralya'ya geldiğime memnunum. | en-tr |
Tom has two brothers. They both live in Australia. | Tom'un iki erkek kardeşi var. İkisi de Avustralya'da yaşıyor. | en-tr |
Tom has two brothers. Both of them live in Australia. | Tom'un iki erkek kardeşi var. İkisi de Avustralya'da yaşıyor. | en-tr |
Tom is in Australia, I think. | Tom Avustralya'da sanırım. | en-tr |
I was only able to stay in Australia for a short time. | Avustralya'da sadece kısa bir süre boyunca kalabildim. | en-tr |
Tom invited Mary to Australia. | Tom Mary'yi Avustralya'ya davet etti. | en-tr |
Tom is in Australia with Mary. | Tom, Mary ile birlikte Avustralya’da. | en-tr |
Tom is in prison in Australia. | Tom, Avustralya'da cezaevinde. | en-tr |
I wonder how long it'll take to get to Australia. | Avustralya'ya varmanın ne kadar süreceğini merak ediyorum. | en-tr |
I went back to Australia last month for a week. | Geçen ay bir haftalığına Avustralya'ya geri gittim. | en-tr |
I'm going to Australia to live with my father. | Babamla beraber yaşamak için Avustralya'ya gidiyorum. | en-tr |
I'm going to be in Australia for three weeks. | Üç haftalığına Avustralya'da olacağım. | en-tr |
I was raised in an orphanage in Australia. | Avustralya'daki bir yetimhanede yetiştirildim. | en-tr |
I'll send you a postcard from Australia. | Sana Avustralya'dan kartpostal göndereceğim. | en-tr |
Tom is going to go to Australia, I think. | Sanırım Tom Avustralya'ya gidecek. | en-tr |
Tom hasn't actually been to Australia yet. | Tom henüz Avustralya’ya gitmedi. | en-tr |
Tom is going to Australia for three weeks. | Tom üç haftalığına Avustralya'ya gidiyor. | en-tr |
I'm not going to Australia this year. | Bu yıl Avustralya'ya gitmiyorum. | en-tr |
Tom is going to be in Australia all summer. | Tom bütün yaz Avustralya'da olacak. | en-tr |
I'm going to Australia this summer. | Bu yaz Avustralya'ya gidiyorum. | en-tr |
I'm coming to Australia in October. | Ekimde Avustralya'ya geliyorum. | en-tr |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.