english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami started walking home.
Sami eve yürümeye başladı.
en-tr
Sami started making money.
Sami para kazanmaya başladı.
en-tr
Sami went to church every Sunday.
Sami her pazar kiliseye gitti.
en-tr
Sami started walking back.
Sami geri adım atmaya başladı.
en-tr
Sami was sitting on Layla's couch.
Sami, Leyla'nın kanepesinde oturuyordu.
en-tr
Sami had a lot of homework to do.
Sami'nin yapılacak çok ödevi vardı.
en-tr
Sami was in his bed.
Sami yatağında idi.
en-tr
Sami was pretending to be asleep.
Sami uyuyakalmış gibi yapıyordu.
en-tr
Sami was being very quiet.
Sami çok sessizdi.
en-tr
Sami started feeling nervous.
Sami kendini gergin hissetmeye başladı.
en-tr
Sami has been playing this game all day.
Sami bütün gün bu oyunu oynuyor.
en-tr
Sami started punching Layla.
Sami, Leyla'yı yumruklamaya başladı.
en-tr
Whoever you are, a Muslim, a Christian or an atheist, for me you are just a human who deserves respect.
Müslüman, Hristiyan ya da ateist; her kim olursanız olun, benim için saygıyı hak eden bir insansınız.
en-tr
Tom is an apatheist.
Tom apateist.
en-tr
There's no work today.
Bugün hiç iş yok.
en-tr
Sami is wearing his hoodie.
Sami kapüşonlu kazağını giymiş.
en-tr
Sami knows people in Cairo.
Sami'nin Kahire'de tanıdıkları var.
en-tr
Sami doesn't remember anything.
Sami hiçbir şey hatırlamıyor.
en-tr
Sami doesn't remember where he went.
Sami nereye gittiğini hatırlamıyor.
en-tr
Tom was wounded and returned home.
Tom yaralandı ve eve döndü.
en-tr
Sami started feeling guilty.
Sami kendini suçlu hissetmeye başladı.
en-tr
Sami started driving.
Sami araba kullanmaya başladı.
en-tr
Tom asked Mary to pack light.
Tom, Mary'den yanına fazla eşya almamasını istedi.
en-tr
Sami didn't come.
Sami gelmedi.
en-tr
You tell me.
Sen söyle.
en-tr
Tom told Mary that he'd been careful.
Tom Mary'ye dikkatli olduğunu söyledi.
en-tr
Sami wondered how Layla became a Muslim.
Sami Leyla'nın nasıl Müslüman olduğunu merak etti.
en-tr
Sami was totally in love with Islam.
Sami kendini tamamen İslam'a kaptırmış durumdaydı.
en-tr
Layla was praying for a Muslim man.
Leyla Müslüman bir koca bulmak için dua ediyordu.
en-tr
Sami wants to marry a Muslim woman.
Sami Müslüman bir kadınla evlenmek istiyor.
en-tr
Sami doesn't know anything about Islam.
Sami İslam hakkında hiçbir şey bilmiyor.
en-tr
Sami fell in love with Islam.
Sami İslam'a âşık olmuştu.
en-tr
Sami helped Layla convert to Islam.
Sami Leyla'nın Müslüman olmasına yardımcı oldu.
en-tr
Sami is still learning about Islam.
Sami hâlâ İslam'ı öğreniyor.
en-tr
Sami has so many misconceptions about Islam.
Sami'nin İslam hakkında yanlış bildiği çok şey var.
en-tr
Sami couldn't talk to anyone about his conversion to Islam.
Sami İslam'a geçişinden kimseye bahsedemedi.
en-tr
Sami found his happiness in Islam.
Sami mutluluğu İslam'da buldu.
en-tr
Sami made YouTube videos about Islam.
Sami YouTube'e İslam'la ilgili videolar koydu.
en-tr
Sami's journey into Islam started in Egypt.
Sami'nin İslam yolculuğu Mısır'da başladı.
en-tr
Sami was so anti-Islam during college.
Sami üniversitedeyken çok İslam karşıtıydı.
en-tr
Sami wanted to read about Islam.
Sami İslam hakkında okuyup bilgilenmek istiyordu.
en-tr
Sami started reading about Islam.
Sami İslam hakkında okumaya başladı.
en-tr
Sami has just converted to Islam.
Sami yakın zamanda Müslüman oldu.
en-tr
Sami was falling in love with Islam.
Sami İslam'a tutuluyordu.
en-tr
Sami lives in a beautiful village.
Sami güzel bir köyde yaşıyor.
en-tr
Layla was wearing a Muslim headscarf.
Leyla başörtüsü takıyordu.
en-tr
Layla wore her Muslim headscarf so wrong.
Leyla başörtüsünü hiç güzel takmamıştı.
en-tr
Sami and Layla have been Islamically married for six months now.
Sami ve Leyla altı aydır imam nikâhlılar.
en-tr
Sami was teaching me about Islam.
Sami bana İslam konusunda bilgiler veriyordu.
en-tr
Sami threatened to kill Layla for being Muslim.
Sami Leyla'yı Müslüman olduğu için öldürmekle tehdit etti.
en-tr
Sami was swearing at a Muslim girl.
Sami bir Müslüman kıza küfür ediyordu.
en-tr
Sami educated Layla about Islam.
Sami Leyla'yı İslam konusunda eğitti.
en-tr
Sami was still learning about Islam.
Sami hâlâ İslam hakkında bilgi ediniyordu.
en-tr
Sami chose to convert to Islam.
Sami İslam'ı seçti.
en-tr
Sami has decided to convert to Islam.
Sami Müslüman olmaya karar verdi.
en-tr
Sami made bad comments about Islam.
Sami İslam hakkında olumsuz değerlendirmelerde bulunuyordu.
en-tr
Sami watched videos about Islam.
Sami İslam'la ilgili videolar izledi.
en-tr
Sami flew all the way from Egypt to Canada to teach Layla about Islam.
Sami Leyla'ya İslam'ı öğretmek için Mısır'dan ta Kanada'ya gitti.
en-tr
Sami converted to Islam during college.
Sami üniversitedeyken Müslüman oldu.
en-tr
Sami learned so much more about Islam.
Sami İslam hakkında çok şeyler daha öğrendi.
en-tr
Sami wanted to know how Layla's parents reacted to her conversion to Islam.
Sami anne-babasının Leyla'nın Müslüman olmasına nasıl tepki gösterdiğini öğrenmek istedi.
en-tr
Sami sent a text to his parents saying that he had converted to Islam.
Sami anne-babasına Müslüman oluğuna dair bir mesaj attı.
en-tr
Sami used to call people to Islam.
Sami insanları İslam'a davet ederdi.
en-tr
Sami used to have a very bad picture about Islam and Muslims.
Sami'nin İslam ve Müslümanlar hakkında çok olumsuz bir algısı vardı.
en-tr
Sami met a person who made him know more about Islam.
Sami İslam hakkında kendisini bilgilendiren biriyle tanıştı.
en-tr
Aart considered all Muslims as terrorists.
Aart tüm Müslümanları terörist olarak görüyordu.
en-tr
Sami thought that all Muslims wore tunics.
Sami bütün Müslümanların tunik giydiğini sanıyordu.
en-tr
Sami helped Layla to convert to Islam.
Sami Leyla'nın Müslüman olmasına yardımcı oldu.
en-tr
Sami wanted to convert Layla to Islam.
Sami Leyla'nın Müslüman olmasını istiyordu.
en-tr
Sami worked six days a week.
Sami haftada altı gün çalıştı.
en-tr
Sami hasn't heard anything about Islam.
Sami İslam hakkında hiçbir şey duymamış.
en-tr
Sami wanted to meet a Muslim woman.
Sami Müslüman bir kadınla tanışmak istiyordu.
en-tr
Sami needs to pay his bills.
Sami'nin, faturalarını ödemesi lazım.
en-tr
I have no playmates.
Hiç oyun arkadaşım yok.
en-tr
Tom? I don't know him.
Tom mu? Onu tanımıyorum.
en-tr
This ticket is valid through October 20th.
Bu biletin 20 Ekim'e kadar geçerliliği var.
en-tr
Sami started fasting that day.
Sami o gün oruç tutmaya başladı.
en-tr
Sami saw Layla sleeping on the bed.
Sami Leyla'nın yatakta uyuduğunu gördü.
en-tr
God was testing Sami.
Allah Sami'yi imtihan ediyordu.
en-tr
God tested Sami's faith.
Allah Sami'nin imanını sınadı.
en-tr
Sami started meeting Muslims.
Sami, Müslümanlarla buluşmaya başladı.
en-tr
Sami started asking questions.
Sami sorular sormaya başladı.
en-tr
Sami started realizing that.
Sami onu anlamaya başladı.
en-tr
Sami has already converted to Islam.
Sami zaten Müslüman oldu.
en-tr
Sami converted to Islam in five minutes.
Sami beş dakikada Müslüman oldu.
en-tr
Sami had a lot of misconceptions about Islam.
Sami'nin İslam konusunda birçok yanlış düşüncesi vardı.
en-tr
Sami converted to Islam in his late teenage years.
Sami yirmisine doğru Müslüman oldu.
en-tr
Sami wanted to get a copy of the Quran.
Sami bir Kuran edinmek istiyordu.
en-tr
Sami went to a mosque to get a copy of the Quran.
Sami Kuran edinmek için camiye gitti.
en-tr
Sami gave me a copy of the Quran for free.
Sami bana ücretsiz bir Kuran verdi.
en-tr
Sami asked for a copy of the Quran.
Sami Kuran almak istedi.
en-tr
Sami gave copies of the Quran for free.
Sami ücretsiz Kuran dağıtıyordu.
en-tr
I have no-one to play with me.
Benimle oynayacak kimsem yok.
en-tr
Sami was six years older than me.
Sami benden altı yaş büyüktü.
en-tr
Sami is gonna skin me alive.
Sami diri diri derimi yüzecek.
en-tr
Sami completely stopped talking to me.
Sami benimle konuşmayı tamamen bıraktı.
en-tr
He walks aimlessly in the street as a madman.
Sokaklarda deli gibi amaçsızca dolaşıyor.
en-tr
He is possessed by jinnis.
Onu cin çarpmış.
en-tr
How are prickly pears eaten?
Kaynanadili nasıl yeniyor?
en-tr
No one is a prophet in their own land.
Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz.
en-tr