english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami started high school.
Sami, liseye başladı.
en-tr
Sami didn't speak to anyone.
Sami kimseyle konuşmadı.
en-tr
Call your mother.
Поклич мати.
en-uk
Climb up the tree.
Ağaca çık.
en-tr
Tom crossed himself three times.
Tom üç defa istavroz çıkardı.
en-tr
Sami knew that Layla was serious.
Sami Leyla'nın ciddi olduğunu biliyordu.
en-tr
Sami was in this group.
Sami bu gruptaydı.
en-tr
Tom's friends are dangerous.
Tom'un arkadaşları tehlikeli.
en-tr
Layla started making YouTube videos for hijab.
Leyla başörtüsü için YouTube videoları yapmaya başladı.
en-tr
Sami felt a lot more comfortable there.
Sami kendini orada çok daha rahat hissetti.
en-tr
Layla was selling gorgeous hijabs.
Leyla göz kamaştırıcı başörtüleri satıyordu.
en-tr
Layla was wearing a gorgeous hijab.
Leyla harika bir başörtüsü giyiyordu.
en-tr
Layla's hijab is gorgeous.
Leyla'nın başörtüsü muhteşem.
en-tr
Layla is wearing a new scarf.
Leyla yeni bir eşarp giyiyor.
en-tr
Layla is wearing a hijab.
Leyla bir başörtüsü giyiyor.
en-tr
Layla has an amazing dress.
Leyla'nın inanılmaz bir elbisesi var.
en-tr
Layla is wearing an amazing dress.
Leyla muhteşem bir elbise giyiyor.
en-tr
Sami went to that website.
Sami o web sitesine gitti.
en-tr
Sami gave Layla a few tips.
Sami, Leyla'ya birkaç ipucu verdi.
en-tr
Layla had many questions about hijab.
Leyla'nın başörtüsü hakkında birçok soruları vardı.
en-tr
Sami is making a video.
Sami bir video yapıyor.
en-tr
Sami's YouTube channel is for everyone.
Sami'nin YouTube kanalı herkes içindir.
en-tr
Sami is scared and hopeless.
Sami korkmuş ve umutsuzdur.
en-tr
Sami is hopeless.
Самі безнадійний.
en-uk
Sami Bakir is the president.
Sami Bekir başkandır.
en-tr
Sami Bakir is the vice-president.
Sami Bekir başkan yardımcısıdır.
en-tr
Sami Bakir is the president and Layla Adam is the vice-president.
Sami Bekir başkandır ve Leyla Adam başkan yardımcısıdır.
en-tr
Sami has always been Islamophobic.
Sami her zaman İslamofobik olmuştur.
en-tr
Sami doesn't feel safe.
Sami kendini güvende hissetmiyor.
en-tr
Sami is scared for his family.
Sami, ailesi için korkuyor.
en-tr
Sami and Layla gave each other hope.
Sami ve Leyla birbirlerine umut verdiler.
en-tr
Sami lost hope yesterday.
Sami dün umudunu yitirdi.
en-tr
Sami has never been so scared in his life.
Sami hayatında hiç bu kadar korkmamıştı.
en-tr
Sami stood in solidarity with us.
Sami bizimle dayanışma içinde kaldı.
en-tr
Sami isn't supposed to do this.
Sami'nin bunu yapmaması gerekir.
en-tr
Sami knew he was safe.
Sami kendisinin güvende olduğunu biliyordu.
en-tr
Sami was so cruel and hateful.
Sami çok zalim ve nefret doluydu.
en-tr
Sami is so cruel.
Sami çok merhametsizdir.
en-tr
Sami was so hateful.
Sami çok nefret doluydu.
en-tr
Layla's hijab has brought her closer to God.
Leyla'nın başörtüsü onu Tanrı'ya yaklaştırdı.
en-tr
Sami wanted to be with his people.
Sami kendi halkıyla birlikte olmak istiyordu.
en-tr
Sami was a hypocrite.
Sami riyakardı.
en-tr
Sami has been thinking about this for so long.
Sami uzun zamandır bunun hakkında düşünüyor.
en-tr
Layla did natural hair videos on YouTube.
Leyla, YouTube'da doğal saç videoları yaptı.
en-tr
Sami knows things would be harder.
Sami koşulların daha zor olacağını bilir.
en-tr
Sami knows things will be harder.
Sami şartların daha zor olacağını biliyor.
en-tr
Sami wants to be with his people.
Sami, halkıyla birlikte olmak istiyor.
en-tr
Sami doesn't want to do this alone.
Sami bunu yalnız başına yapmak istemez.
en-tr
Sami is not a lawmaker.
Sami bir yasa yapıcı değildir.
en-tr
Sami isn't a lawmaker.
Sami bir meclis üyesi değildir.
en-tr
Sami isn't in that industry.
Sami o sektörde değil.
en-tr
Layla posted some provocative pictures on Instagram.
Leyla, İnstagram'da bazı kışkırtıcı resimler yayınladı.
en-tr
Layla wore a short shirt.
Leyla kısa bir gömlek giymişti.
en-tr
Layla's legs are her best feature.
Leyla'nın bacakları onun en iyi yönü.
en-tr
Layla showed her legs.
Leyla bacaklarını gösterdi.
en-tr
Sami did a video about this.
Sami bunun hakkında bir video yaptı.
en-tr
Sami ignored the message and deleted it.
Sami mesajı göz ardı etti ve sildi.
en-tr
Sami saw Layla's e-mail.
Sami, Leyla'nın e-postasını gördü.
en-tr
Sami saw that e-mail address.
Sami o e-posta adresini gördü.
en-tr
Sami doesn't do this kind of stuff.
Sami bu tür şeyler yapmaz.
en-tr
Sami received a weird e-mail.
Sami tuhaf bir e-posta aldı.
en-tr
Sami doesn't put his name in the e-mail.
Sami kendi ismini e-postaya koymaz.
en-tr
Sami came across Layla's Instagram page.
Sami, Leyla'nın İnstagram sayfasına rastladı.
en-tr
Sami wasn't looking for anything sexual.
Sami cinsel bir şey aramıyordu.
en-tr
Sami wasn't looking for anything physical.
Sami fiziksel bir şey aramıyordu.
en-tr
Sami has a very crazy mother.
Sami'nin çok çılgın bir annesi var.
en-tr
Sami had a very crazy mother.
Sami'nin çok çılgın bir annesi vardı.
en-tr
Layla showed her stomach.
Leyla midesini gösterdi.
en-tr
Sami paid Layla six hundred dollars.
Sami, Leyla'ya altı yüz dolar ödedi.
en-tr
Sami put a napkin around his neck and started eating.
Sami boynuna peçete koydu ve yemek yemeye başladı.
en-tr
Sami is very ignorant on this topic.
Sami bu konuda çok cahildir.
en-tr
Sami wasn't subscribed to my YouTube channel.
Sami benim YouTube kanalıma abone değildi.
en-tr
Have you taken out an insurance policy?
Sigorta poliçesi yaptırdınız mı?
en-tr
The lorry hit a car.
Kamyon bir arabaya çarptı.
en-tr
It wasn't meant to be.
Olmayınca olmuyor.
en-tr
Sami is not a hypocrite.
Sami ikiyüzlü değil.
en-tr
Sami believes in nothing.
Sami hiçbir şeye inanmaz.
en-tr
Sami knows that Islam is the true religion.
Sami gerçek dinin İslam olduğunu biliyor.
en-tr
Sami said that Islam is the true religion.
Sami gerçek dinin İslam olduğunu söyledi.
en-tr
Sami couldn't deny that.
Sami bunu inkâr edemezdi.
en-tr
Sami read the Quran in a language that he understood.
Sami Kuran'ı anladığı bir dilde okudu.
en-tr
Sami read a translation of the Quran.
Sami Kuran'ın bir mealini okudu.
en-tr
Sami reads the Quran in the mosque.
Sami camide Kuran okuyor.
en-tr
Sami found a copy of the Quran in the church library.
Sami kilise kütüphanesinde Kuran'ın bir nüshasını buldu.
en-tr
Sami was teaching the Quran.
Sami Kuran dersi veriyordu.
en-tr
Sami was an arrogant person.
Sami küstah biriydi.
en-tr
Sami wasn't afraid of change.
Sami değişimden korkmuyordu.
en-tr
Sami knew he needed to change.
Sami değişmesi gerektiğini biliyordu.
en-tr
Sami sat in a corner.
Sami bir köşede oturdu.
en-tr
Sami wanted to take his shahada in the mosque.
Sami camide kelimeişehadet getirmek istedi.
en-tr
Sami went to speak to the imam.
Sami imamla konuşmaya gitti.
en-tr
Sami wondered why Layla wanted to be a Muslim.
Sami Leyla'nın neden Müslüman olmak istediğini merak etti.
en-tr
Sami didn't know the answer.
Sami yanıtı bilmiyordu.
en-tr
Sami's father accepted Islam.
Sami'nin babası İslam'ı kabul etti.
en-tr
Sami took his shahada in the mosque.
Sami kelimeişehadetini camide getirdi.
en-tr
Sami was fiddling with the beads of his rosary.
Sami tesbihinin boncuklarıyla oynuyordu.
en-tr
Sami was dating a girl named Layla.
Sami Leyla adlı bir kızla ilişki içindeydi.
en-tr
Layla was such a bitch.
Leyla orospunun tekiydi.
en-tr
Sami loves Layla's pictures.
Sami Leyla'nın resimlerini seviyor.
en-tr
Sami sent Layla a funny picture.
Sami Leyla'ya komik bir resim gönderdi.
en-tr