english
stringlengths
2
1.48k
non_english
stringlengths
1
1.45k
language
stringclasses
49 values
Sami gave that ring to Layla.
Sami o yüzüğü Leyla'ya verdi.
en-tr
Sami and Layla were married for sixty years.
Sami ve Leyla altmış yıldır evliydiler.
en-tr
I don't know when I was supposed to do that.
Bunu ne zaman yapmam gerektiğini bilmiyorum.
en-tr
Mary is a professional makeup artist.
Mary profesyonel bir makyaj sanatçısı.
en-tr
Pálinka is a fruit brandy from Central Europe.
Pálinka, Orta Avrupa menşeli bir meyveli konyaktır.
en-tr
Europe and Asia are the same continent.
Avrupa ve Asya aynı kıtadır.
en-tr
Layla should wear the hijab.
Leyla tesettüre girmeli.
en-tr
Sami doesn't agree with them.
Sami onlarla aynı fikirde değil.
en-tr
Sami couldn't tell Layla.
Sami Leyla'ya söyleyemedi.
en-tr
Sami had a career.
Sami'nin bir kariyeri oldu.
en-tr
Sami wanted Layla to be a doctor.
Sami Leyla'nın doktor olmasını istiyordu.
en-tr
Sami went to visit his dad.
Sami babasını ziyarete gitti.
en-tr
Sami did it with the best of intentions.
Sami onu iyi niyetle yaptı.
en-tr
Sami seemed older.
Sami daha yaşlı gözüküyordu.
en-tr
Layla was wearing a hijab.
Leyla tesettür takıyordu.
en-tr
Sami was treated differently.
Sami'ye ayrı davranılıyordu.
en-tr
Layla's boyfriend became her husband.
Leyla'nın erkek arkadaşı, onun eşi oldu.
en-tr
Layla is keeping her hijab on.
Leyla tesettürde kalmaya devam ediyor.
en-tr
Layla put the hijab on.
Leyla tesettürü taktı.
en-tr
Sami never forced Layla to wear the hijab.
Sami asla Leyla'yı tesettüre girmeye zorlamadı.
en-tr
Sami had more to say.
Sami'nin söyleyecek daha fazla şeyi vardı.
en-tr
Sami is against the hijab.
Sami tesettüre karşı.
en-tr
Layla decided to remove the hijab.
Leyla tesettürden çıkmaya karar verdi.
en-tr
Sami was completely emotionless.
Sami tamamen duygusuzdu.
en-tr
Sami was crying in front of me.
Sami benim önümde ağlıyordu.
en-tr
Sami carried on living his life in a self-destructing way.
Sami kendini yok edecek bir yolla hayatını yaşamaya devam etti.
en-tr
Sami and Layla had an accident.
Sami ve Leyla kaza geçirdi.
en-tr
Sami came home unharmed.
Sami eve yara almadan geldi.
en-tr
Layla decided to put the hijab back on.
Leyla yeniden tesettüre girmeye karar verdi.
en-tr
Sami started working for a law firm.
Sami bir hukuk firmasında çalışmaya başladı.
en-tr
Sami found that very difficult back then.
Sami o zamanlar bunu çok zor bulmuştu.
en-tr
Sami became a manager.
Sami yönetici oldu.
en-tr
Sami started showing Layla the ropes.
Sami Leyla'ya ipleri göstermeye başladı.
en-tr
Sami asked Layla to take her hijab off.
Sami Leyla'ya tesettürünü çıkarmasını söyledi.
en-tr
Layla wasn't wearing the hijab.
Leyla tesettür takmıyordu.
en-tr
Sami did that for a lot of different reasons.
Sami bunu birçok farklı sebeple yapmıştı.
en-tr
Layla's husband passed away.
Leyla'nın eşi vefat etti.
en-tr
Layla used to cover her head.
Leyla yüzünü örtüyordu.
en-tr
Sami and Layla came to visit.
Sami ve Leyla ziyarete geldiler.
en-tr
Sami won't be punished for that.
Sami bunun için cezalandırılmayacak.
en-tr
Layla won't be punished for not wearing the hijab.
Leyla tesettüre girmediği için cezalandırılmayacak.
en-tr
Layla will get punished for not wearing the hijab.
Leyla tesettüre girmediği için cezalandırılacak.
en-tr
Layla didn't want to get punished on the Day of Judgment for not wearing the hijab.
Leyla tesettüre girmediği için Kıyamet Günü'nde cezalandırılmak istememişti.
en-tr
Layla will face her Lord and get questioned for not wearing the hijab.
Leyla tanrısıyla yüzleşecek ve tesettüre girmediği için sorguya çekilecek.
en-tr
Layla will never remove her hijab.
Leyla asla tesettürden çıkmayacak.
en-tr
Layla will never remove her hijab again.
Leyla asla yeniden tesettürden çıkmayacak.
en-tr
Layla decided not to remove her hijab.
Leyla tesettürden çıkmamaya karar verdi.
en-tr
Sami lived in a Muslim country.
Sami Müslüman bir ülkede yaşadı.
en-tr
Sami doesn't feel the same.
Sami aynısını hissetmiyor.
en-tr
Sami asked himself that question.
Sami kendine bu soruyu sordu.
en-tr
Layla isn't wearing the hijab properly.
Leyla türbanı doğru bir şekilde takmıyor.
en-tr
Sami made a step in the right direction.
Sami doğru yönde bir adım attı.
en-tr
Layla decided to remove her hijab.
Leyla türbanını çıkarmaya karar verdi.
en-tr
Sami has his own reasons for that.
Sami'nin bunun için kendi sebepleri var.
en-tr
Layla was thinking about taking her hijab off.
Leyla türbanını çıkarmayı düşünüyordu.
en-tr
Sami gave us logical answers.
Sami bize mantıklı yanıtlar verdi.
en-tr
Sami left me speechless.
Sami beni suskun bıraktı.
en-tr
Sami and Layla are crazy.
Sami ve Leyla deli.
en-tr
Layla is taking off her hijab.
Leyla türbanını çıkarıyor.
en-tr
Sami killed innocent people.
Sami masum insanları öldürdü.
en-tr
Sami knows this is not logical.
Sami bunun mantıklı olmadığını biliyor.
en-tr
Sami shouldn't follow blindly like a sheep.
Sami koyun gibi körü körüne takip etmemeli.
en-tr
Sami killed himself.
Sami intihar etti.
en-tr
Sami was listening to this.
Sami bunu dinliyordu.
en-tr
Sami is a believer.
Sami mümindir.
en-tr
Sami received messages from some friends.
Sami birkaç arkadaştan mesaj aldı.
en-tr
Sami has got a tattoo.
У Самі є татуювання.
en-uk
Sami knows it.
Sami onu biliyor.
en-tr
Sami and Layla agree with you.
Sami ve Leyla seninle hemfikir.
en-tr
Sami has done it.
Sami onu yaptı.
en-tr
Sami and Layla were islamically married.
Sami ve Leyla İslamî usullere göre evlenmişlerdi.
en-tr
Sami and Layla were islamically married already.
Sami ve Leyla zaten İslamî usullerle evlenmişti.
en-tr
I like crispies.
Gevrek severim.
en-tr
The movie that we watched today was very cheesy.
Bugün izlediğimiz film çok sevimsizdi.
en-tr
Tom really wanted us there.
Tom gerçekten bizi orada istiyordu.
en-tr
Do you see the day?
Günü görüyor musun?
en-tr
Her racist comment destroyed her career.
Onun ırkçı yorumu onu kariyerinden etti.
en-tr
His good works went unnoticed.
Onun iyi eserleri gözden kaçtı.
en-tr
Tom found it difficult to concentrate.
Tom onu konsantre olmaya zor buldu.
en-tr
You're in the wrong century.
Yanlış yüzyılda doğmuşsun.
en-tr
Sami is a Pan-Islamist.
Sami ümmetçi.
en-tr
Sami has Pan-Islamist tendencies.
Sami'nin ümmetçi eğilimleri var.
en-tr
Sami is a secular Muslim.
Sami laik bir Müslümandır.
en-tr
Sami is a reformist Muslim.
Sami yenilikçi bir Müslüman.
en-tr
Sami isn't religious at all. He doesn't even know how to pray.
Sami'nin dinle alakası yok. Namaz kılmayı bile bilmez.
en-tr
Sami recited Surah Yaseen at his grandfather's grave.
Sami dedesinin mezarı başında Yasin okudu.
en-tr
Sami never starts eating without reciting the Basmala.
Sami besmele çekmeden asla bir şey yemez.
en-tr
Sami always recites Ayat Al-Kursi before leaving the house.
Sami evden çıkmadan mutlaka Ayetelkürsi okur.
en-tr
The Greeks came to test Troy.
Yunanlılar Truva'yı sınamaya gelmiş.
en-tr
Sami silently recited the Verse of the Throne to wake up from sleep paralysis.
Sami karabasandan kurtulmak için Ayetelkürsi okudu.
en-tr
Sami visited Istanbul during the Eid holiday.
Sami bayram tatilinde İstanbul'u ziyaret etti.
en-tr
Sami attended the funeral prayer of Fadil.
Sami Fazıl'ın cenaze namazına katıldı.
en-tr
Sami recited Al-Fatiha for the soul of Fadil.
Sami Fazıl'ın ruhuna Fatiha okudu.
en-tr
Rest nurtures the body and the mind.
Dinlenme vücudu ve aklı besler.
en-tr
Sami is an anchor baby.
Sami bir çıpa bebek.
en-tr
The city of Santos has a large port.
Santos şehrinin büyük bir limanı vardır.
en-tr
We have avenged Hector.
Hector'un intikamını aldık.
en-tr
"Will you lend me a pen?" "I don't have any."
"Bana bir kalem ödünç verecek misin?" "Hiç yok ki bende."
en-tr
You can't leave the house like this, little man!
Böyle evden çıkamazsın küçük bey!
en-tr
Once you get in, you can't get out.
Bir kez içeri girersen, dışarı çıkamazsın.
en-tr