sentence1
stringlengths
3
704
sentence2
stringlengths
9
661
lang
stringclasses
112 values
Tom odasını hızlı temizledi.
Tom cleaned his room quickly.
tur-eng
Tom, Mary'nin kötü hissettiğini söyledi.
Tom said that Mary was feeling bad.
tur-eng
Yapmak istediğim çok şey var.
There's so much I want to do.
tur-eng
Tom Mary'nin onu yaptığını düşündüğünü söylüyor.
Tom says he thinks Mary did that.
tur-eng
Ben hiç bir denizaltında bulunmadım.
I've never been in a submarine.
tur-eng
Tanrılar için hiçbir şey imkansız değildir.
Nothing is impossible for the gods.
tur-eng
Tom harika bir oyuncu değil.
Tom isn't a great player.
tur-eng
Tom arabanın üstüne branda çekti.
Tom covered the car with a tarp.
tur-eng
Tom Mary'nin Fransızca konuştuğunu söylüyor.
Tom says that Mary speaks French.
tur-eng
Biz iki haftada bir tiyatroya gideriz.
We go biweekly to the theater.
tur-eng
Hiç kimse herhangi bir şey görmedi ya da duymadı.
Nobody saw or heard anything.
tur-eng
Her şeyi düzelttin mi?
Did you fix everything?
tur-eng
Tom'un araba sürmesine gerçekten izin verecek misin?
Are you really going to let Tom drive?
tur-eng
Tom, Mary'nin onu yapmayacağını söylüyor.
Tom says that Mary won't do that.
tur-eng
Bunu yapmaya çalışmayı bırakacağız.
We're going to quit trying to do that.
tur-eng
İkiniz de onu yapıyor musunuz?
Do both of you do that?
tur-eng
Tom benden daha hızlı değil.
Tom isn't faster than me.
tur-eng
Tom Mary'nin ne yaptığını biliyor görünüyordu.
Tom seemed to know what Mary did.
tur-eng
Tom'dan bir mektup bekliyorum.
I'm expecting a letter from Tom.
tur-eng
Tom böylesine kötü bir adam değil.
Tom isn't such a bad guy.
tur-eng
Tom, Mary'nin Boston'lu olduğunu söyledi.
Tom said that Mary was from Boston.
tur-eng
Tom Mary'ye uykulu olduğunu söylemeli.
Tom should tell Mary he's sleepy.
tur-eng
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra dans etmekten hoşlanırlar.
Tom and Mary like to dance after dinner.
tur-eng
Şimdi bir saç tıraşı olmana gerek yok.
You need not have a haircut right now.
tur-eng
Onu yapmaktan hoşlanıyor musun?
Do you like to do that?
tur-eng
Gereken niteliklere sahibiz.
We've got what it takes.
tur-eng
Tom trenden atladı.
Tom jumped off the train.
tur-eng
Muhtemelen Tom için oy kullanacağım.
I'll probably be voting for Tom.
tur-eng
Daha fazla yere ihtiyacınız var mı?
Do you need more space?
tur-eng
Tom onun hakkında her şeyi biliyor.
Tom knows all about that.
tur-eng
Bir ağrı kesicin var mı?
Do you have a pain reliever?
tur-eng
Onu yapman gerekiyor mu?
Do you need to do that?
tur-eng
Tam olarak hazır değilim.
I'm not quite ready.
tur-eng
Tom arabasını kullanmama izin verdi.
Tom allowed me to drive his car.
tur-eng
Tom hakkında daha fazla duymak istiyorum.
I'd like to hear more about Tom.
tur-eng
Tom posta kutusu yeniden boyadı, çünkü eski püskü görünüyordu.
Tom repainted his mailbox because it was looking shabby.
tur-eng
Tom onu yapmayacağını biliyor.
Tom knows not to do that.
tur-eng
Dan protesto etmedi bile.
Dan didn't even protest.
tur-eng
Zaman kavramını yitirdim.
I've lost notion of time.
tur-eng
Tom sürgülü kapıyı açtı.
Tom opened the sliding door.
tur-eng
Buradan Fuji Dağı görülebilir.
From here, one can view Mt. Fuji.
tur-eng
Tom, yılın bu zamanını sevdiğini söyledi.
Tom said he likes this time of year.
tur-eng
Uçak için tam zamanında ulaştım.
I arrived just in time for the plane.
tur-eng
Tom bana silah yerine bir bıçak verdi.
Tom gave me a knife instead of a gun.
tur-eng
Sabahleyin bundan pişman olacaksın.
You'll regret this in the morning.
tur-eng
Bir çocuk gibi davranmayı bırak.
Stop acting like a child.
tur-eng
Tom'un sahip olmasını istediğim bir şeyim var.
I've got something I'd like Tom to have.
tur-eng
Onun güvende olduğunu düşünüyor musun?
Do you think it's safe?
tur-eng
Beni almaya gelebilir misin?
Can you come pick me up?
tur-eng
Tom dün gece şehri terk etti.
Tom left town last night.
tur-eng
Sadece onları görmezden gelemiyoruz.
We can't just ignore them.
tur-eng
Tom, Mary'nin eğlenmediğini düşünüyor.
Tom thinks Mary wasn't having fun.
tur-eng
Şarkıları çeviriyor musun?
Do you translate songs?
tur-eng
Sanırım uyuyorum.
I think I'm falling asleep.
tur-eng
Rastgele bir şey söyleyemem.
I am unable to say anything offhand.
tur-eng
Ben gürültülü çocuklara tahammül edemem.
I cannot tolerate noisy children.
tur-eng
Yüzmeyle pek işim olmaz.
I don't care much for swimming.
tur-eng
Tom, Mary'nin ne yapacağını bildiğini düşünüyor.
Tom thinks Mary knows what to do.
tur-eng
Artık çok geç.
It's too late now.
tur-eng
Hiç burada kar yağıyor mu?
Does it ever snow here?
tur-eng
Tom, Mary'nin kalbi kırık olduğunu söyledi.
Tom said that Mary was heartbroken.
tur-eng
Tom Mary'nin dikkatsiz olacağını düşünüyor.
Tom thinks Mary will be careless.
tur-eng
Pencereyi kapatma.
Don't close the window.
tur-eng
Tom ağaç kulübesinde yaşıyor.
Tom lives in a log cabin.
tur-eng
Sanırım sorunu anlıyorum.
I think I see the problem.
tur-eng
Onu o şekilde yapma.
Don't do that that way.
tur-eng
Yazıcı ile ilgili bir sorun var, onu deneyip onaracağım.
There's a problem with the printer, I'm gonna try and fix it.
tur-eng
Henüz Boston'u terk etme.
Don't leave Boston yet.
tur-eng
Onlarla konuşmak için gittim.
I went to talk to them.
tur-eng
Tom Mary'nin inatçı olacağını düşünüyor.
Tom thinks Mary will be stubborn.
tur-eng
Pencereleri açma.
Don't open the windows.
tur-eng
Bunu yapmamak iyi bir fikir olabilir.
It might be a good idea not to do that.
tur-eng
Tom etkilenmemiş olabilir.
Tom might be unimpressed.
tur-eng
Tom Mary'nin kıskanç olmayacağını düşünüyor.
Tom thinks Mary won't be jealous.
tur-eng
Yolda oynamayın.
Don't play in the road.
tur-eng
Tom öğle yemeği paketinden bir elma çıkardı ve onu yemeye başladı.
Tom took an apple out of his lunch pail and began eating it.
tur-eng
Ne kadar acele edersen et, çaban sadece kovada bir damla.
No matter how much you hurry your effort is just a drop in the bucket.
tur-eng
Şimdi bir şey söyleme.
Don't say anything now.
tur-eng
Sinek sineklikteki bir delikten içeri girdi.
The fly got into the house through a hole in the flyscreen.
tur-eng
Sadece düşünmek için zamana ihtiyacım var.
I just need time to think.
tur-eng
Tom'un ne yapmamızı istediğini bulalım.
Let's find out what Tom needs us to do.
tur-eng
Tom öfkeli olmalı.
Tom must be furious.
tur-eng
Fransızca öğretmiyor musun?
Don't you teach French?
tur-eng
Tom Mary'nin bunu yapmayacağını düşünüyor.
Tom thinks Mary wouldn't do that.
tur-eng
Ne sıklıkla buradasın?
How often are you here?
tur-eng
Tom'un tutuklanması gerekiyor.
Tom needs to be arrested.
tur-eng
Tom Mary'nin yardımcı olduğunu düşündü.
Tom thought Mary was cooperative.
tur-eng
Ne sıklıkta hastasın?
How often are you sick?
tur-eng
Öğrenciler tembel.
The students are lazy.
tur-eng
Sadece denemem gerektiğini düşünüyorum.
I just think I should try.
tur-eng
Bende onu yapmak zorundayım.
I also have to do that.
tur-eng
Aşağıdaki cümleleri Fransızcaya çevir.
Translate the following sentences into French.
tur-eng
Tom Mary'nin mahçup olduğunu düşündü.
Tom thought Mary was embarrassed.
tur-eng
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?
May I borrow your dictionary?
tur-eng
Onu yapmak için buraya geldim.
I came here to do that.
tur-eng
Pazartesiye kadar Boston'da olacağım.
I'll be in Boston until next Monday.
tur-eng
Tom onu gerçekten yapmayacak, değil mi?
Tom won't really do that, will he?
tur-eng
Onunla konuşmak için gittim.
I went to talk to him.
tur-eng
Tom topluma olan borcunu ödedi.
Tom has paid his debt to society.
tur-eng
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.
I can but wait.
tur-eng